SİYASAL İKTİDAR ORMANLARIMIZDAN ELİNİ ÇEKMİYOR;
ORMANLARIMIZDA ŞİMDİ DE "2A" SORUNU GÜNDEMDE... Yücel ÇAĞLAR*
 

Ö Z E T

"Devlet ormanı" sayılan alanlar ve ormancılık düzeni, Türkiye'de, tarihin tüm dönemlerinde toplumsal, ekonomik ve siyasal amaçlarla kullanılmaya çalışılmıştır. Bu yönelim özellikle 1980'li yıllardan sonra  iyiden iyiye kurumsallaşmış, AKP iktidarıyla birlikte de yeni boyutlar kazanmıştır. Siyasal iktidar, son olarak, şimdilerde "2A" sorununu gündeme getirmiştir, hem de tam da genel seçimlere birkaç ay kala ! Bu, "2B arazilerinin" satılmasından çok daha vahim sonuçlar doğurabilecek bir girişimdir: 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, "2A" maddesi, "orman vasfını yitirmiştir" gerekçesiyle artık orman sayılmayan ve bir kısmı da işgal edilmiş yerleri değil, "orman" sayılan yerleri kapsıyor çünkü. Gerekçesi de bu kez "orman içi köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi". Bu amaçla, "orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen" ve "... aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar" bulunan ormanlarımızın, artık orman sayılmayarak tarım ve yerleşme arazilerine dönüştürülmesi öngörülüyor; hem de devlet eliyle !..

Dayanağını 1982 Anayasası'ndaki 169 ve 170. Maddelerinin oluşturduğu bu girişim, gerçekte, 1984 yılında yürürlüğe konulan bir Yönetmelikle gündeme gelmiş, ancak, hemen hiç uygulanmamıştı. Şimdiyse, Siyasal İktidar, 16 Mart 2007 tarihinde yürürlüğe koyduğu bir Yönetmelikle;

  • "orman" sınırları dışına çıkarılacak yerlerin i) orman bütünlüğünü bozmayacak, ii) su ve toprak rejimine zarar vermeyecek ve iii) arazi kullanım yeteneği sınıflaması yönünden "Akdeniz, Eğe, Marmara, Doğu ve Batı Karadeniz Bölgelerinde I, II, III ve IV.  sınıf , diğer bölgelerde I, II ve III. sınıf arazilerden olması koşullarını kaldırmıştır;
  • duyarlı yurttaşlarımızın orman yıkımına yol açan ya da açabilecek uygulamaların durdurulması için yargı yoluna başvurmasını olanaksızlaştırmıştır;
  • bu gibi yerlerin belirlenmesine yönelik çalışmalar sırasında ilçe yerine köy ve beldeler  temel alınarak keyfi uygulamaların gözdelerden kaçırılmasını büyük ölçüde kolaylaştırmıştır;
  • "2A" uygulamasının hemen ardından artık "orman" sayılmayacak bu gibi yerlerde hemen "2B" uygulamasının yapılması koşulunu getirmiştir;
  • 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca üyeleri arasında yetkili orman mühendisi bulunmayan kadastro ekiplerinin 1987 yılından bu yana yaptıkları ve yapacakları orman kadastrosu çalışmalarının bu uygulamalara da dayanak olmasını olanaklı kılmıştır;
  • uygulamanın siyasal iktidarlarca yeni bir orman talanı olanağı olarak kullanılamaması için gerekli alt yapı koşullarının herhangi birisinin sağlanması öngörülmemiştir.

Böylece, ülkemizde, şimdi de;

  • Anayasadaki ve Orman yasasındaki henüz "orman vasfını" koruyan yerlerin bile orman sayılmaması olanağının kapsamı genişletilmiş;
  • bu doğrultudaki uygulamalar büyük ölçüde kolaylaştırılmış ve keyfileştirilmiş,
  • yalnızca üzerlerindeki orman ekosistemleri yok edilmiş, işgal edilmiş "devlet ormanı" sayılan alanların değil, neredeyse tüm ormanlarımızın siyasal iktidarlar tarafından partizanca amaçlarla kullanılabilme olanakları pekiştirilmiş,
  • ormanların içinde yerleşik 7300 köyde yaşayan 2,5 milyon yurttaşımızın gerçekçi olmayan beklentilere ya da daha önemlisi, kolaylıkla aşılamayacak tedirginliklere kapılmasına yol açılmıştır;
  • 1980'li yıllarda olduğu gibi, anayasal ve yasal dayanakları da olsa, yurt içinde ve dışında çeşitli siyasal amaçlarla kullanılabilecek yeni bir köy/köylü göçürme tartışmasını gündeme getirme fırsatı yaratılmıştır.

Çevre ve Orman Bakanlığı'nın, tam da ilgili Bakana "Yılın Çevrecisi Ödülü"nün (!) verildiği bir günlerde, 16 Mart 2007 tarihinde yürürlüğe koyduğu"6831 Sayılı Orman Kanununun 2 nci Maddesinin (A) Bendine Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında Yönetmelik", uygulaması durdurulamadığında aşağıdaki ormanlarımızın da "orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu" yerlerden sayılması olasıdır. Sayılmasın mı ?

Böylesi bir aymazlığa fırsat verilmemelidir.  Bu değini, duyarlı davranıp gereğini yapmaya çalışacakların çabalarına katkıda bulunabilir umuduyla hazırlanmıştır. Duyarlı kişi ve kuruluşların nesnel değerlendirmeler yapabilmeleri için değinide yalnızca konuyla ilişkin kişisel yorumlara değil, hem 1984 ve 2007 tarihli yönetmeliklerdeki ilgili maddelere ve bu maddelerde dikkat edilmesi gereken yaptırımlara hem de 16 Mart 2007 tarihli Yönetmeliğe yer verilmiştir.

Anayasanın 44, 56 ve 169. Maddesindeki yaptırımlar açıktır:

  • "Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz."
  • "Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez."

Ne yapılmasının gerektiği ve nelerin, kimlerle, nasıl yapılacağı sorularının yanıtlanması artık, deyiş yerindeyse, insafınıza, aklınıza, bilginize, gönlünüze ve sorumluluk anlayışınıza kalmıştır.

***

GİRİŞ

Ülkemizde "orman" sayılan alanların 212 milyon dönüm dolayında olduğu öne sürülmektedir. Tümüne yakın bir kısmı devlet mülkiyetinde olan bu alanlar öteden beri hem siyasal iktidarların hem de arazi gereksinmesi içinde olanların ilgisini çekmiştir. Deyiş yerindeyse, gözlerden ıraktaki bu alanlar çoğu zaman gönülden de ırakta kaldığı için olsa gerek, hem ormancılığımızda olup biten aymazlıklar hem de bu ilginin yol açtığı talancı düzenlemeler ve uygulamalar, kolaylıkla kotarılabilmiştir: Sözgelimi, ormanların içinde ve bitişiğinde yaşayan yoksul köylülerin tarım arazisi ve yerleşme yeri, turizm yatırımcılarının ve vakıf üniversitelerinin tesis ve alt yapı yatırımları, belediyelerin çöplük alanı, sanayicilerin ve depremzedelerin arazi gereksinmesi çoğu durumda öncelikle "devlet ormanı" sayılan arazilerden karşılanmaya çalışılmıştır. 1961 Anayasası'nın  ormanlarla ilgili 131. maddesi 1970'li yılların başında bu amaçla değiştirilmiş, 1982 Anayasası'nda da bu amaçlarla kullanılabilecek çok daha geniş kapsamlı yaptırımlara yer verilmiştir. Siyasal iktidarlar da her zaman bu anayasal olanaklardan yararlanma çabası içinde olmuş; bu doğrultuda hukuksal düzenlemeler ve uygulamalar yapmıştır. Anımsanacağı gibi, 12 Eylül sonrasında yeni boyutlar kazandırılan bu hukuksal düzenlemeler ve uygulamaların kamuoyunda en çok bilineni AKP iktidarının 2003 yılındaki "2 B arazilerinin" satılması amacıyla Anayasayı değiştirmeye kalıışmasıdır. Oysa, "2B" uygulamalarına dayanak olan son yasal düzenleme, 1986 yılında çıkarılan 3302 sayılı yasayla gerçekleştirilmiştir. Ancak, 1982 Anayasası'na bile aykırı olan bu değişiklik ve yirmibeş yıldır süregelen bu doğrultudaki uygulamaların yol açabileceği ve de açtığı orman yıkımları ne ormancılık ne de ormancılık dışı kamuoyunda gerektiğince tartışılmıştır. 2003 yılına gelindiğinde ise bu uygulamalarla 6 milyon dönüm dolayında orman alanı, "orman vasfını yitirmiştir" gerekçesiyle artık "orman" sayılmamış, bir kısmı da orman yok edicilerinin, işgalcilerin insaflarına bırakılmıştır. Ne var ki, 1982 Anayasası ve Orman Kanunu'nda, uygulandığında çok daha büyük orman yıkımlarına yol açabilecek bir başka yaptırıma daha yer verilmiştir. Her türlü kamusal varlığın satıcısı ve ülkemizin "pazarlamacısı" olduğunu açıkça söyleyebilen AKP iktidarı, sonunda, yirmibeş yıldır gözlerden kaçan bu yaptırımın da ayırdına varmış ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesinin "A" bendindeki yaptırımların uygulanmasıyla ilgili Yönetmeliği, tam da genel seçimler öncesinde yeniden düzenlemiştir. Doğaldır ki bu düzenlemeyi de "pazarlamacı" ve "satıcı" şanını (!) pekiştirecek doğrultuda yapmıştır, hem de Çevre ve Orman Bakanı'nın "Yılın Çevrecisi" seçildiği günlerde. Anımsanacağı gibi, Çevre ve Orman Bakanı daha önce de 2003 yılında, "2 B" sorununu gündeme getirerek 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesinin "B" bendi uyarınca "orman vasfını yitirmiştir" gerekçesiyle artık "orman" sayılmayan arazileri satmaya, bu amaçla da Anayasada değişiklik yapmaya kalkışmıştı. Ancak, başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Ana Muhalefet Partisi ile ilgili demokratik kitle örgütlerinin yoğun karşı çıkışları, siyasal iktidarın "devlet ormanı" sayılan arazilerin talanına yol açabilecek bu kalkışmasını sonuçsuz bırakmıştı. Siyasal iktidar, ormanlarımıza yönelik yaklaşımını sonraki yıllarda da sürdürmüş; sözgelimi 6831 sayılı Orman Kanunu'nu bir kaç kez değiştirmiş, 3402 sayılı Kadastro, 2634 sayılı Turizmi Teşvik, 3213 sayılı Maden yasalarında değişiklikler yapmış, Ağaçlandırma Yönetmeliği'ni yeniden düzenlemiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesinin "A" bendinin uygulanmasıyla ilgili Yönetmeliği yeniden düzenlemesi de bu doğrultuda girişimlerinden birisidir.
Şimdi, gündemde, deyiş yerindeyse "2 A Meydan Savaşımı" vardır. Doğaldır ki, bu savaşımın da temel dayanağı hukuk olacaktır. Ancak, bu dayanağın güçlendirilmesine katkıda bulunabilecek bilgilerin yeterince üretilmesi, tartışmaların gerektiğince yapılması da zorunlu olmaktadır. Başka bir söyleyişle, "2A", içeriği aşağıda sergilenir ve tartışılırken de görülebileceği gibi  "2B"den çok daha karmaşık ve çok daha yıkıcı, çok boyutlu bir süreçtir: Öncelikle, bu sürecin tüm boyutlarıyla kavranabilmesi, yöntemsel bir zorunluluktur. Tamam, "2B Savaşımı"nda Siyasal İktidarın girişimi sonuçsuz bırakılmıştır; ancak, bu yöntemsel gerek yeterince yerine getirilemediği için de kalıcı çözümler üretilememiş, üretilebilenlerin de yaşama geçirilmesi sağlanamamıştır. Bu nedenledir ki, sözü edilen savaşıma katılan kişi ve kuruluşların kimileri, daha önce öne sürdükleriyle neredeyse tümüyle karşıt çözümlere destek verebilmiştir. "2A Savaşımı"nda bu olumsuzluğun aşılması gerekmekte, aşılabilmesi için de ayrıntılı ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültürel çözümlemelerin yapılması, bu amaçla uygun verilerin üretilmesi ve demokratik tartışma ortamlarının oluşturulması zorunlu olmaktadır. Açıktır ki, orman ve tarım ekolojisi, ekonomisi, hukuku ve siyaseti alanında etkinlikte bulunan bilimci, araştırmacı, uygulamacı ve kırsal çevre gönüldaşları akıl, gerektiği gibi iş ve güç birliği yapmadıklarında bu zorunlulukların yerine getirilebilmesi, büyük ölçüde rastlantılara kalabilecektir. Bu durumda da, deyiş yerindeyse, yine "atı alan Üsküdar'ı geçebilecektir." Geçememelidir. Bu değini bu isteğin bir ürünüdür ve "2 A" sürecinin tüm boyutlarıyla kavranabilmesine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmış, hazırlanırken de gereğinin gerektiği gibi yapılacağına inanılmıştır.

HUKUKSAL ÇERÇEVE

Siyasal iktidar, 16 Mart 2007 tarihli Resmi Gazete'de "6831 Sayılı Orman Kanununun 2 nci Maddesinin (A) Bendine Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında Yönetmelik" adıyla bir yönetmelik yayımlamıştır. Bu yönetmelik, gerçekte, 1984 yılında "6831 Sayılı Orman Kanunun 2 nci Maddesinin (A) Fıkrasına Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında Yönetmelik" adıyla çıkarılan yönetmeliğin yeniden düzenlenmiş biçimidir. İki Yönetmeliğin de hem anayasal ve yasal dayanakları hem de kamuoyuna açıklanan temel amaçları büyük ölçüde aynıdır: Amaç maddelerine bakılırsa, iki Yönetmelik de;
"devlet eliyle ihya edilerek kısmen veya tamamen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu anlaşılan yerlerin tespit edilmesi ve orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin usul ve esasları..."
düzenlemeyi amaçlamaktadır. Yine, iki Yönetmelik de 1982 Anayasası'nın 169 ve 170. maddeleri ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesinin "A" beninde yer verilen yaptırımlara dayanmaktadır.  Bilindiği gibi  1982 Anayasası'nın;
i) 169. Maddesinin üçüncü bendinde;
"Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler(in)...dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz."
ii) 170. Maddesinin de birinci bendinde;
"...bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir."
yaptırımlarına yer verilmiştir. Bu gelişme üzerine 1983 yılında önce 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesi bu yaptırımlar doğrultusunda yeniden düzenlenmiştir. 2. Madde bu düzenlemeyle iki bende ayrılmış ve her iki bendin amacı "orman içi köyler halkının yerleştirilmesi veya bu amaçla değerlendirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bir ay sonra da 2924 sayılı "Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun" çıkarılmıştır. "...nakline karar verilen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi ve orman sınırları dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yerlerin değerlendirilmesi suretiyle, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi(ni)..." amaçlayan bu yasada da "Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyip aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar görülen..." yerlere gönderme yapılmıştır: Yasanın, 4. Maddesine göre;

"Orman içi köyler halkının yerleştirilmesi maksadıyla orman sınırları dışına çıkarılacak Hazine adına tescil edilip, Tarım ve Orman Bakanlığı emrine geçen yerler; iklim ve toprak yapısına en uygun tarım arazisine dönüştürülmek ve yerleşim yeri halinde düzenlenmek üzere... ıslah ve imar...ihya edilir."
Öte yandan, 1984 yılında da "6831 Sayılı Orman Kanunun 2 nci Maddesinin (A) Fıkrasına Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında Yönetmelik" yürürlüğe konulmuştur. Hemen belirtilmesinde yarar var: Aralarında kimi anlatım farklılıkları bulunmakla birlikte, birbirleriyle uyumlu olan bu düzenlemelerin "orman köylülerinin kalkındırılması" gibi ortak bir temel amacı bulunmaktadır. Ancak, hemen hemen hiç yaşama geçirilmeyen bu düzenlemeler yürürlükteyken, 6831 sayılı yasanın 2. maddesi, 1986 yılında çıkarılan 3302 sayılı yasayla bir kez daha değiştirilmiş ve "A" bendi;
"Orman sayılan yerlerden:
A) Öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler,...
orman sınırları dışına çıkartılır."
biçiminde düzenlenmiştir. Böylece;

  • "2 B arazileri için "orman içi köyler halkının yerleştirilmesi veya bu amaçla değerlendirilmesi" koşulu kaldırılmış;
  • "2 A arazilerinin" de, ancak "öncelikle" ve "orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla"

değerlendirilmesi olanaklı kılınmıştır. Kolaylıkla kestirilebileceği gibi, izleyen yıllarda da, "2 A" neredeyse hiç uygulanmamıştır. Ancak, anımsanabileceği gibi, "2B" uygulamalarına ağırlık verilmiş ve "2 B arazileri" de bir süre "hak sahibi" sayılan köylülere satılmıştır. 2001 yılında ise 4706 sayılı çıkarılarak söz konusu satışların kapsamı genişletilmişse de, bu düzenleme, 2002 yılında Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş; AKP iktidarı da, bu kez Anayasayı değiştirmeye kalkışmıştır.
Yeniden düzenlenen "6831 Sayılı Orman Kanunun 2 nci Maddesinin (A) Fıkrasına Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında Yönetmelik"in*(Ek 1) böylesi bir hukuksal çerçevenin bir bileşeni olarak ele alınması ve "devlet ormanı" sayılan arazilerin daraltılmasına yol açabilecek bir hukuksal olanak yanıyla tartışılması gerekmektedir.

TARTIŞMA

Düzenlemenin tartışılması gereken dört temel boyutu bulunmaktadır. Ancak, öncelikle, aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekmektedir:

  • Tartışma konusu Yönetmeliğe dayanak olan Anayasal ve yasal yaptırımlara neden gerek duyulmuştur ?
  • 1982 yılından bu yana yürürlükte bulunan bu anayasal ve yasal yaptırımlara karşın, neden 1984 tarihli Yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda hemen hemen hiçbir uygulama yapılmamıştır ?
  • 1984 yılında yürürlüğe konulan Yönetmeliğin yeniden düzenlenmesine neden gerek duyulmuştur ?

İlk soruya iki bileşenli bir yanıt verilebilir: Orman içinde yaşayan köylü yurttaşlarımız çevrelerindeki ormanlara çeşitli biçimlerde zarar vermekte, ormancılık çalışmalarının tekniğine uygun olarak yapılmasını güçleştirmekte, yer yer ve dönem dönem de olanaksızlaştırmaktadır. Üstelik, bu yurttaşlarımızın bir kesiminin bulundukları yerlerde kalkındırılabilmeleri de olanaksızdır. Dolayısıyla, bu durumdaki yurttaşlarımızın;

  • çevrelerindeki ormanlara zarar veremeyecekleri ve bu ormanlardaki ormancılık çalışmalarını engellemeyecekleri,
  • kalkındırılabilmeleri olanaklı

yerlere taşınması gerekebilecektir. Ancak, her iki durumda da, bu yurttaşlarımızın yerleştirilmeleri için neden akla ilk olarak "Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler..." geldiği sorusunun yanıtlanması gerekmektedir. Sorunun yanıtı çok açıktır: Bu gibi yerler devlet mülkiyetindedir ve yukarıdaki gerekçelerle tarımsal üretim yapmaları ve yerleşmeleri için anılan yurttaşlarımıza dağıtılması, daha doğru bir söyleyişle "yararlanmalarına tahsis edilmesi" kırsal egemenlere herhangi bir zarar vermeyecek ve dolayısıyla da siyasal olarak hiçbir tepkiye yol açmayabilecektir çünkü. Böylece, Dünyada belki de ilk kez ülkemizde siyasal olarak kazasız belasız bir "toprak reformu" da (!) yapılmış olacaktır...
İkinci soruya verilebilecek yanıt da iki bileşenlidir: Yanıtın ilk bileşeni, bir bakıma, üçüncü soruya verilebilecek bir yanıtla da ilgilidir ve görece olarak daha karmaşık ve daha teknik içeriktedir: 1984 tarihli Yönetmeliğin 5. Maddesinde "Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen , aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler" tanımlanırken, bu yerlerin orman sınırları dışına çıkarılması durumunda;

  • orman bütünlüğünü bozmaması,
  • su ve toprak rejimine zarar yermemesi ve
  • bu koşulları sağlayan "devlet ormanı" sayılan arazilerin de "detaylı toprak etütleriyle arazi kullanma kabiliyet sınıflaması bakımından Akdeniz, Eğe, Marmara, Doğu ve Batı Karadeniz Bölgelerinde I, II, III ve IV.  sınıf , diğer bölgelerde I, II ve III. sınıf araziler"den  olması

koşulları da sayılmıştır. Açıktır ki, bu koşullar, "orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerlerin" kapsamını hem yersel hem nitelik hem de genişlik olarak sınırlandırmaktadır.
İkinci soruya verilebilecek yanıtın ikinci bileşeni ise uygulamayla ilgilidir: 1980'li yılların ortasında Yönetmeliğin uygulanmasına yönelik çalışmalar başlatılmış, ancak, akıl almaz içerikte ve boyutta toplumsal ve siyasal tepkilere yol açmıştır. Yol açmıştır, çünkü, çalışmalara tersten başlanmış; önce, başka yerlere taşınacak köylerin belirlenmesine kalkışılmış, üstelik bu yapılırken de öncelik, "bulundukları yerlerde kalkındırılmayacağı" düşünülen köylere verilmek istenmiştir. Ancak, bu köylerin belirlenmesi sırasında nesnel tekniklere başvurulmamış, ayrıntılı ekolojik, toplumsal ve kültürel sorgulamalar yapılmamıştır. Dolayısıyla, deyiş yerindeyse yer yerinden oynamış; kabul edilebilir ve uygulanabilir çözümler üretilemeyince de Yönetmelik, deyiş yerindeyse, rafa kaldırılmıştır.
Üçüncü soruya verilebilecek yanıt daha karmaşık sorgulamaları gerektirmektedir: 1984 tarihli Yönetmelik hemen hemen hiç uygulanamamıştır, çünkü, "orman" olup da yukarıda sayılan üç koşulu ve özellikle de i) orman bütünlüğünü bozmama, ii) su ve toprak rejimine zarar yermeme koşullarını sağlayabilecek "ormanlar", en azından kolaylıkla bulunamazdı ve büyük bir olasılıkla da, bulunamamıştır. Bu durumda söz konusu koşulları kaldıracak bir düzenlemenin yapılması uygun (!) bulunmuştur. Zaten, 1983 yılında yapılan değişiklikle 6831 sayılı yasanın 2. Maddesindeki bu önkoşullar da kaldırılmıştı. Öte yandan, 2000'li yıllarda, yurttaşlarımız genel olarak çevreye, özel olarak da ormanlara karşı göz ardı edilemeyecek bir bilinç düzeyine erişmiştir. Çevreye ve ormanlara zarar verebilecek hukuksal düzenlemelerin ve uygulamaların durdurulması için sıkça yargıya başvurabilmekte, çoğunlukla da bu düzenlemeleri iptal ettirebilmekte, uygulamaları da durdurabilmektedir. Oysa, 1984 tarihli Yönetmelik yurttaşlarımıza yargı yoluna başvurma olanağı da sağlıyordu,  dolayısıyla bu olanağın da kaldırılması gerekli (!) görülmüştür.
Sorgulanması gereken Dört temel boyut ve tezler...
Konunun, deyiş yerindeyse enine boyuna sorgulanması gereken dört temel boyutu bulunmaktadır:

  • Devlet ormanı sayılan yerlerden olmasına karşın "orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerlerin" belirlenmesi ve orman sınırları dışına çıkarılması yani artık "orman" sayılmaması.
  • Artık "orman" sayılmayan bu yerlere yerleştirilecek orman içindeki köyler halkının ve yerleştirilecekleri yerlerin belirlenmesi.
  • "Orman" sayılmayan bu yerlerin Devlet eliyle "ihya" edilmesi; yani tarımsal etkinliklere ve yerleşmeye uygun duruma getirilmesi.
  • Tarımsal etkinliklere ve yerleşmeye uygun duruma getirilen yerlerin orman içi köyler halkının "yararlanmasına tahsis edilmesi".

Aşağıda tartışmaya açılan tezler, bu boyutlar temel alınarak geliştirilmiştir.


Tez 1:

Üzerinde orman ekosistemi bulunan herhangi bir yerin "o
rman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmemesi", en azından ekolojik olarak söz konusu edilebilecek bir durum değildir !

Yönetmeliğin 9. Maddesine göre "2 A", "6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman tahdit ve kadastrosu yapılan..." ve henüz "orman tahdit ve kadastrosu yapılmamış ise öncelikle orman kadastrosu yapılıp..." da"devlet ormanı"  sayılan ve sayılacak olan yerlerde uygulanacaktır. Bilindiği gibi, orman kadastrosunda öncelikli işlemlerden birisi, alanın niteliğinin yani "orman" olup olmadığının belirlenmesidir. Orman kadastro komisyonları, eğer alanın "ormanı" olduğuna karar vermiş ve bu kararı da kesinleşmişse eğer, orası, açıktır ki, "ormanıdır" ve dolayısıyla da her orman ekosistemi gibi bu alanın da "orman olarak muhafazasında", her durumda kesenkes bir yarar vardır. Bu nedenle, üzerinde orman ekosistemi olup da, "orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmemesi", en iyimser anlatımıyla, bu ekosistemlerle ilgili hiçbir bilgiye sahip olunmamasıyla olanaklı bir vargı olabilir, ki, bu, ülkemizde bile görülebilecek bir durum değildir. Bu, temelde, gerçekliği hiçbir gerekçeyle, bu kapsamda, "bilim ve fen bakımından da" tartışılamayacak denli açık bir olgudur.


Tez 2:

Üzerinde orman ekosistemi bulunan herhangi bir yerin "o
rman olarak muhafazasının "sağlayabileceği yararların" yalnızca niteliği ve/veya büyüklüğü başka bir kullanım amacıyla ya da biçimiyle karşılaştırılabilir; ki, ülkemizde böyle bir karşılaştırma yapabilmenin nesnel koşulları yoktur !

Söz konusu hukuksal düzenlemelerde, böyle bir karşılaştırmanın, ele alınan "devlet ormanı" sayılan alanın "tarım alanına dönüştürülmesinin" sağlayacağı "ekonomik verim gücü" göz önünde bulundurularak yapılması öngörülmektedir. Çünkü, "Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler", Yönetmeliğin 4. Maddesinin "n" bendinde;
"Devlet ormanı sayılan yerlerden olmasına rağmen, orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen, iklim ve coğrafi özellikleri itibariyle bazı kültürel ve teknik tedbirlerle tarım ürünleri yetiştirilmesi veya çok yönlü zirai işletme olarak kullanılması, ekonomik verim gücü bakımından, orman yetiştirilmesinden daha faydalı bulunan araziler"
olarak tanımlanmaktadır. Oysa, artık herkesçe bilinmektedir ki, orman ekosistemlerinin gördüğü işlevlerin pek çoğunun ekonomiklik düzeyi hemen hemen hiçbir teknikle ölçülememektedir. Ayrıca, kimi işlevleri için hesaplanabilecek ve "ekonomik verim gücü" görece olarak düşük bulunabilecek orman ekosistemleri, ölçülemeyecek büyüklükte ve/veya değerde ekolojik, toplumsal ve kültürel, dahası askersel işlevler de görebilmektedir.
Öte yandan, orman ekosistemlerinin kimi işlevlerinin "ekonomik verim gücü" ölçülebilmesi ise farklı yapısal özelliklere sahip tüm ormanlar özelinde yersel ve yapısal olarak yeterince ayrıntılı ve tutarlı veri tabanlarının bulunmasını ve sürekli olarak güncelleştirilmesini gerektirmektedir; ki, ülkemizde böyle bir veri tabanı oluşturulmamıştır.
Ek olarak "ekonomik verim gücü" yönünden yapılabilecek bir karşılaştırma sırasında "orman olarak muhafazası" ile "tarımsal etkinliklerin" ekonomik getirilerinin aynı alan özelinde eşzamanlı olarak hesaplanması yöntemsel bir zorunluluktur. Oysa, 1980'li yıllarda da yapılmaya kalkışıldığı gibi yeni Yönetmelikte de bu zorunluluğun yerine getirilmesine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu nedenlerle, söz konusu karşılaştırmanın ve değerlendirmenin nesnel temellerde yapılabilmesi olası değildir ve düzenleme, bu yanıyla da her durumda keyfi uygulamalara açıktır ve siyasal iktidarlar, "dün" ve "bugün" olduğu, "yarın da" olabileceği gibi, her fırsatta bu keyfiliğe başvurabilecektir. Anayasal ve yasal dayanakları da olsa, Yönetmeliğin bu yaptırımı ormanlarımızın yıkımına yol açabilecektir.


Tez 3:

"2 A" uygulamalarının yapılacağı ormanlar için hemen hemen hiçbir kısıtlamanın getirilmemiş ve uygulamaların neredeyse tüm ormanlarda yapılabilecek olması, ender yapısal özelliklere sahip olan, dolayısıyla çok özel ekolojik, toplumsal ve kültürel işlevler görebilen ormanlarımıza onarılamayacak zararlar verebilecek, temel ormancılık çalışmalarının da etkenlik düzeyini düşürebilecektir !

Yönetmeliğin 8. Maddesinde "2 A" uygulamalarının, yalnızca, "yanan orman sahalarındat" kesinlikle, buna karşılık"muhafaza ormanı, milli park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda ve 6831 sayılı Orman Kanununun 3 üncü maddesiyle orman rejimi içine alınan yerlerde..." ise "bu niteliklerinin devamı süresince" yapılamayacağı belirtilmektedir. Yönetmelikte,bunların dışında uygulamanın yapılabileceği ormanların yapısal özellikleri, işlevleri, yönetim amaçları ve bu ormanlarda yapılmakta olan ve/veya yapılması gereken ormancılık çalışmalarıyla ilgili hiçbir açıklama yapılmamakta, herhangi bir kısıtlama da getirilmemektedir. Sözgelimi, 1984 tarihli Yönetmelikteki i) orman bütünlüğünü bozmama, ii) su ve toprak rejimine zarar yermeme ve iii) "detaylı toprak etütleriyle arazi kullanma kabiliyet sınıflaması bakımından Akdeniz, Eğe, Marmara, Doğu ve Batı Karadeniz Bölgelerinde I, II, III ve IV .  sınıf , diğer bölgelerde I, II ve III. sınıf araziler"den olması koşullarına da yer verilmemiştir. Öyle ki, "muhafaza ormanı, milli park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda" bile "2 A" uygulaması, ancak alanların bu nitelikleri sürdükçe yapılamayacaktır. Ülkemizde, turizm, madencilik vb etkinlikler için bu gibi yerlerin de sınırlarının değiştirildiği göz önünde bulundurulduğunda bu kısıtlamanın bile yeri geldiğinde kaldırılabileceği kolaylıkla kavranabilir. Daha açık bir söyleyişle, "2 A", "muhafaza ormanı, milli park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları" gibiözel olarak koruma altına alınmış ender orman ekosistemlerinde de bu statüler kaldırılarak ya da gerek duyulduğu gibi daraltılarak uygulanabilecektir. Bilindiği gibi, bu gibi yerlerin koruma statülerinde, sözgelimi Bodrum-Milas arasındaki Sırtlandağı Halepçamı Tabiatı Koruma Alanı ya da Artvin'deki altın madeni işletmeciliği için Hatila Milli Parkı'nda olduğu gibi sınır/statü değişiklikleri kolaylıkla yapılabilmiştir.
Kısacası, "2A" uygulaması, yanan ormanların bulundukları alanların dışındaki tüm "orman" sayılan alanlarda yapılabilecektir. Bu gerçek, Yönetmeliğin 10. Maddesinin ilk bendinde de; "Köy veya beldede başlatılan çalışmalar o köy veya belde dâhilinde kalan bütün Devlet ormanlarını kapsayacak şekilde yapılır." biçiminde açıklıkla belirtilmektedir. Oysa, bilindiği gibi, ormanlarımızın yapısal özellikler,  dolayısıyla görebildikleri işlevler hem yatay hem de dikey olarak son derece değişkendir. Bu değişkenlik,  doğal olarak da ormancılık çalışmalarına da yansımıştır. Dolayısıyla "2 A" uygulamaları sırasında, bu değişkenliğin göz önünde bulundurulmaması, onarılamayacak orman yıkımlarına ve temel ormancılık çalışmalarının gerektiğince yapılamamasına yol açabilecektir.


Tez 4:

"2 A" arazilerine taşınacak orman içi köyler halkının ve yerleştirilecekleri yerlerin nasıl belirleneceğine, buralara nasıl yerleştirileceklerine herhangi bir açıklık getirilmemiş olması, bu yurttaşlarımızın tedirgin olmalarına, hem kendi aralarında hem de ilgili kamu yönetimleriyle çatışmalara yol açabilecektir !

Ormanlarımızın içinde yedi bin beş yüz olayında köy bulunmakta ve bu yerleşmelerde yaklaşık 2,5 milyon köylü yurttaşımız yaşamaktadır. Çevrelerindeki ormanlardan yasal ve yasa dışı yollarla çeşitli biçimlerde yararlanabilme olanakları, bu yurttaşlarımızın ekonomik durumlarına yaşamsal önemde katkılar sağlamaktadır. Öyle ki, Orman Genel Müdürlüğü'nün (OGM) bu doğrultudaki çeşitli uygulamalarının yanı sıra bu amaçla örgütlenmiş Orman-Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü'nün (OR-KÖY) hem bu yurttaşlarımızın hem de kooperatiflerinin projelerine, köylerinin alt yapı yatırımlarına sağladıkları destekler göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşmış, önemli ekonomik, toplumsal ve siyasal işlevler görmüştür. Ne var ki, Yönetmelik;

  • bu köylerden hangilerinin, 7. maddede sözü edilen "yerinde kalkındırılmaları mümkün görülmeyen" ve özellikle de "su ve toprak rejimi bakımından bulundukları yerleşim yerlerinden kaldırılmaları zorunlu bulunan" köylerden olduğunun hangi ölçütler temel alınarak ne zaman ve nasıl belirleneceği,
  • Anayasanın 169 ve 170. maddelerine göre "2 A" uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin mülkiyeti buralara yerleştirilecek orman içi köylüsü yurttaşlarımıza verilemeyecek, yalnızca "yararlanmalarına tahsis" edilebilecektir; bu durumda, bulundukları yerde yerleştikleri ve tarım yaptıkları arazilerin mülkiyetine sahip olan yurttaşlarımız taşınacakları yerdeki arazilerin yalnızca "yararlanma hakkına" sahip olmasıyla yetinmediklerinde ne yapılacağı,
  • Taşınmaları gerekli görülen (!), ancak, bulundukları yerlerden ayrılmak istemeyen orman içi köyler halkına ne türden uygulamaların yapılacağı,
  • "yararlanmalarına tahsis edilebilecek" yerlerdeki koşullar gereksinmelerini tam olarak karşılayamadığında "uygun" (!)" bulunacak "2 A" arazilerine yerleştirilecek orman içi köyler halkına başka hangi olanakların sağlanabileceği,

vb sorulara hiçbir açıklama getirmemektedir. Yönetmeliğin 7. Maddesinde ise "2 A" arazilerine yerleştirilecek köylerle ilgili olarak yalnızca;

  • yerinde kalkındırılmaları mümkün görülmeyen,
  • su ve toprak rejimi bakımından bulundukları yerleşim yerlerinden kaldırılmaları zorunlu bulunan

köyler açıklaması yapılmaktadır. Oysa, ne Anayasasının 170. Maddesinde ne de 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. Maddesinin "A" bendinde böyle bir açıklamaya dayanak olabilecek bir yaptırım bulunmaktadır. Öte yandan; bu açıklamalar veri alındığında, doğal olarak, bu kez de akla;

  • hangi köylerin bulundukları yerde kalkındırılamayacaklarına
  • hangi köylerin su ve toprak rejimi bakımından bulundukları yerleşim yerlerinden kaldırılmalarının zorunlu olduğuna

kimlerin, nasıl karar verebileceği sorusu akla gelmektedir. Çünkü, bu sorular, 2924 sayılı yasada da yanıtlanmamaktadır. Bu durumda, "2 A" uygulamaları, kaçınılmaz olarak, orman içinde yerleşik köylerde çeşitli tedirginliklere, ekonomik ve toplumsal çatışmalara yol açabilecek ve bu köylerdeki yurttaşlarımızın çevrelerindeki ormanlara ve ormancılık uygulamalarına yabancılaşmalarını pekiştirecektir. Ayrıca, Yönetmelik bu yetersizlikleri nedeniyle, ülkemizin, özellikle şimdilerde içinde bulunduğu toplumsal ve siyasal koşullarda, kimi köylerin/köylülerin bulundukları yerlerden başka yerlere/yörelere taşınması gibi yurt içinde ve yurt dışında çeşitli siyasal tartışmalara yol açabilecektir. Öyle ki, Anayasanın 170, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun "2 A" ve Yönetmelikte yer verilen gerekçeler de bu tartışmaları önleyemeye yetmeyebilecektir.


Tez 5:

Sonuçlarına yalnızca Çevre ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü ile "hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin" itiraz edebilecek olması, Anayasanın 56. Maddesine aykırı bir düzenlemedir ve "2 A" uygulamalarının kamu yararı yönünden denetlenebilmesini rastlantılara bırakmaktadır !

Bilindiği gibi, ormanlar, varlıkları ve yoklukları tüm canlıları doğrudan ve dolaylı olarak etkileyebilen ekosistemlerdir. Dolayısıyla, ormanlara zarar verebilecek her türlü uygulamanın durdurulmasını istemek, bunu sağlayabilmek için de her türlü demokratik hakkı kullanmak, bu kapsamda yargı yoluna başvurmak tüm yurttaşlarımızın hakkıdır. Kaldı ki, Anayasanın 56. Maddesine göre de; "Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.". Açıktır ki, bu ödevin gerektiğince yerine getirilebilmesi, çevre ve özellikle de orman ekosistemleri söz konusu olduğunda, tüm yurttaşlarımızı "hak sahibi" kılmaktadır. Oysa, Yönetmeliğin 26/5-c bendine göre; "Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) ve (B) bentlerine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin itiraz..." edebilecektir. Buna karşılık, Yönetmelik, "hak sahibi" sayılacakların kimler olduklarına da herhangi bir açıklama getirmemektedir. "Hak sahibi" sayılabilecekler, konuyla ilgili hukuksal düzenlemeler arasında yalnızca 2924 sayılı yasasının 11. Maddesinde, "31.12.1981 tarihinden itibaren orman köyü nüfusuna kayıtlı olanlar" olarak tanımlanmaktadır. Oysa, "2 A" arazilerine  yerleştirilebilecekler, yalnızca "orman içi köyler" nüfusuna kayıtlı olanlardır ve toplam sayıları 20 bini bulan "orman köyleri" nüfuslarında kayıtlı 7,5 milyon yurttaşımızın yalnızca % 32'sini oluşturmaktadır. Açıktır ki, Yönetmelik, bu içeriğiyle "hak sahibi" sayılabilecekleri de belirsizleştirmektedir. Bu belirsizlik, "2 A" uygulamalarının kamu yararı yönünden denetlenmesini tümüyle olanaksızlaştırmaktadır.

SONUÇ

Ormanlarımızın içinde ve bitişiğinde yaşayan yurttaşlarımızın bir kesiminin, içindeki bulundukları ekonomik yetersizliklerin de bir sonucu olarak çevrelerindeki ormanlara çeşitli biçimlerde zarar verebildikleri bilinmektedir. Öteden beri, bu yurttaşlarımızın bir kesimin bulundukları yerlerde kalkındırılabilmelerinin olanaklı olmadığı öne sürülmektedir. Anayasada ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nda bu durumdaki yurttaşlarımızın uygun yaşama koşullarına kavuşturulmasına yönelik yaptırımlara yer verilmesi ise, kuşkusuz, olumlanabilecek bir yaklaşımın ürünüdür. Ne var ki, tüm bu gerçeklikler,  ormanlarımıza zarar verebilecek düzenlemeleri haklı kılmamaktadır. Bu nedenle, Anayasanın 169 ve 170. . maddelerinde, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin "A" bendinde yer verilen "Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerlerin" orman sınırları dışına çıkarılmasına olanak veren yaptırımlar, özellikle ülkemizin şimdilerde içinde bulunduğu koşullarda, önünde sonunda orman yıkımına, kimi dönemlerde de "devlet ormanı" sayılan alanların talanına, toplumsal çatışmalara yol açabilecektir. Anayasanın ve Orman Kanunu'nun anılan yaptırımlardan hareketle hazırlanarak 16 Mart 2007 tarihinde yürürlüğe konulan "6831 Sayılı Orman Kanununun 2 nci Maddesinin (A) Bendine Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında Yönetmelik", hemen hemen tüm yaptırımlarıyla bu olasılığı artırmaktadır. Bu aşamada öncelikle yapılması gereken, konunun ilgili tarafları başta olmak üzere duyarlı kişi ve kuruluşların Yönetmeliğin tüm yaptırımlarını çok daha ayrıntılı biçimde sorgulaması, ormanlarımızın ve orman içlerindeki köylerde yaşayan yurttaşlarımızın yararına olabilecek çözümleri üretmeleridir. Ancak bu gerekler yeterince yerine getirildikten sonra bu çözümlerin yaşama geçirilmesine yönelik her türlü demokratik ve hukuksal çabaya girilmelidir.
***

Ek 1:

6831 SAYILI ORMAN KANUNUNUN 2 NCİ MADDESİNİN (A) BENDİNE
GÖRE ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARILACAK
YERLER HAKKINDA YÖNETMELİK

(16 Mart 2007 Resmî Gazete)

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, devlet eliyle ihya edilerek kısmen veya tamamen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu anlaşılan yerlerin tespit edilmesi ve orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendine göre orman sınırları dışına çıkartılacak yerlerin tespit, tefrik ve tescili işlemleri ile bu tespit ve tefrik işlemlerini yapacak orman kadastro komisyonlarının yetki, görev ve çalışma usul ve esaslarını kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik 6831 sayılı Orman Kanununun Ek 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar ve kısaltmalar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında:
a) Bakanlık: Çevre ve Orman Bakanlığını,
b) Bakanlık taşra birimi: İl çevre ve orman müdürlüklerini,
c) BÖHHBÜY: 23/6/2005 tarihli ve 2005/9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliğini,
ç) Bölge müdürlüğü: Orman bölge müdürlüğünü,
d) Genel müdürlük: Orman Genel Müdürlüğünü,
e) GPS: Küresel konum belirleme sistemini,
f) İşletme müdürlüğü: Orman işletme müdürlüğünü,
g) İşletme şefliği: Orman işletme şefliğini,
ğ) Kadastro: 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu öncesi ve bu Kanun kapsamında yapılan çalışmaları,
h) Komisyon: Orman kadastro komisyonunu,
ı) Komisyon başkanlığı: Orman kadastro komisyonu başkanlığını,
i) Koordinatör: Orman kadastro komisyonları koordinatörünü,
j) Ormana bitişik köy: Evlerin toplu bulunduğu yerleşim alanlarından itibaren aralıksız olarak devam eden arazi topluluğu bir, iki veya üç yönden ormanlara bitişik olan köyleri,
k) Orman içi köy: Evlerin toplu bulunduğu yerleşim alanlarından itibaren aralıksız olarak devam eden arazi topluluğu dört yönden ormanlarla çevrili olan köyleri,
l) Orman kadastrosu: 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman kadastro komisyonlarınca yapılan müstakil orman kadastro çalışmaları ile 1987 yılından itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü maddesi kapsamında kadastro ekiplerince yapılan çalışmaları,
m) Orman köyü: Orman içi veya ormana bitişik köyleri,
n) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler: Devlet ormanı sayılan yerlerden olmasına rağmen, orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen, iklim ve coğrafi özellikleri itibariyle bazı kültürel ve teknik tedbirlerle tarım ürünleri yetiştirilmesi veya çok yönlü zirai işletme olarak kullanılması, ekonomik verim gücü bakımından, orman yetiştirilmesinden daha faydalı bulunan arazileri,
o) Ölçü Ekibi: Arazide ölçüyü yapan, harita kadastro mühendisi ve harita teknikeri veya teknisyenlerinden oluşan ekibini,
ö) Tarım arazisi: Toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, hâlihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazileri,
p) Teknik eleman: Komisyonlarda görevli mühendis, tekniker ve teknisyenleri,
r) Yerleşim yeri: 6831 sayılı Orman Kanununun 13 üncü maddesinin (B) bendi gereği nakledilecek köyler halkının kısmen veya tamamen iskan edileceği yeri,
ifade eder.


İKİNCİ BÖLÜM
Görevlendirme, Müracaat ve Ön İnceleme

Görevlendirme
MADDE 5 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen görevleri yapacak komisyonlar Genel Müdürlüğün teklifi, Bakanlığın onayı ile görevlendirilir.
Müracaat ve ön inceleme
MADDE 6 – (1) Orman içi köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla yapılan müracaatlar talebin yapıldığı yerin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne yapılır.
(2) Bölge müdürlüğünce alınan talepler incelenerek rapor düzenlenir. Bu raporu düzenleyecek heyetin oluşumu ve düzenlenecek raporun şekline ilişkin hususlar Genel Müdürlükçe yönerge ile düzenlenir.
(3) Bölge müdürlüğünce bu rapor Genel Müdürlüğe gönderilir. Talebin uygun olması durumunda komisyonun görevlendirilebilmesi için Bakanlıktan olur alınarak bölge müdürlüğüne bilgi verilir.
(4) İnceleme raporunda;
a) Kısmen veya tamamen yerleştirilmesi talep edilen orman içi köyler halkının yeniden yerleşim gerekçelerinin neler olduğu,
b) Yeniden yerleşim ile ilgili taahhüdün verilip verilmediği,
c) Yeniden yerleşim yerinin aynı köy mülki sınırları içerisinde mi yoksa mülki sınır dışında mı olacağı,
ç) Yerleşim, mülki sınır dışında olacaksa bu işlemin sosyal problem yaratıp yaratmayacağı,
d) Orman içerisinden nakledilecek köyler halkının tüm arazilerinin ağaçlandırılacağı hususunun bilinip bilinmediği,
e) Nakledilecek köyler halkının arazilerinin Devlet yatırımlarından ötürü kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı,
f) Yerleşim yeri ile ilgili alternatif alanların nereler olduğu,
g) Bu alternatif alanların çevresinde veya içinde Hazine arazilerinin bulunup bulunmadığı,
ğ) Yerleşim yeri için talep edilen yer veya yerlerin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı birimlerince görüşlerinin neler olduğu,
h) Tarım alanlarında da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı birimlerinin görüşlerinin neler olduğu
hususlarında detaylı ve haritaya dayalı bilgiler bulunur.


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak ve Çıkarılmayacak Yerler

Orman sınırları dışına çıkarılacak yerler
MADDE 7 – (1) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen araziler yerinde kalkındırılmaları mümkün görülmeyen veya su ve toprak rejimi bakımından bulundukları yerleşim yerlerinden kaldırılmaları zorunlu bulunan köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi ve Devlet eliyle ihya edilerek tarımsal üretim yapılması maksadıyla orman sınırları dışına çıkarılabilir.
(2) Ancak, orman sınırları dışına çıkarmada; çıkarılacak orman alanının, nakledilecek köyler halkının topluca iskanına ve bu halkın geçimine yeterli tarım alanı tahsisine imkan verecek genişlikte olması şarttır.
Orman sınırları dışına çıkarılmayacak yerler
MADDE 8 – (1) Yanan orman sahalarında hiçbir suretle, muhafaza ormanı, milli park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda ve 6831 sayılı Orman Kanununun 3 üncü maddesiyle orman rejimi içine alınan yerlerde bu niteliklerinin devamı süresince, orman sınırları dışına çıkarma işlemi yapılamaz.


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Uygulama Esasları

Uygulama
MADDE 9 – (1) Bu Yönetmelik hükümleri 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman tahdit ve kadastrosu yapılan yerlerde uygulanır. Orman tahdit ve kadastrosu yapılmamış ise öncelikle orman kadastrosunun yapılması sağlanır.
(2) 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendinin uygulamaları, akabinde aynı Kanunun 2 nci maddesinin (B) bendi uygulamaları yapılır.
(3) 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (B) bendi uygulamalarına konu saha bulunamaz ise bu husus tutanakla belirlenir.
(4) 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) ve (B) bendi uygulamalarının başlayabilmesi için orman kadastrosunun kesinleşmesi şart değildir.
Çalışma bütünlüğü
MADDE 10 – (1) Komisyonların bu Yönetmelik ile ilgili çalışma alanı köy veya beldedir. Köy veya beldede başlatılan çalışmalar o köy veya belde dâhilinde kalan bütün Devlet ormanlarını kapsayacak şekilde yapılır. Bir belde veya köyde başlatılan çalışmalar bitirilmeden mecburi haller dışında diğer bir köy veya beldeye geçilemez.
(2) Bu şekilde çalışmaları tamamlanmış köy ve beldelerde bu Yönetmelik hükümleri kapsamında ikinci defa uygulama yapılamaz.
Çalışma alanlarının tespiti
MADDE 11 – (1) Komisyonların çalışma alanları Genel Müdürlüğün teklifi üzerine Bakanlıkça tespit edilir.
Çalışmalara başlama ve ilanlar
MADDE 12 – (1) Çalışmalara başlama ve ilanlar,
a) 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin uygulamasının daha önce ilan edildiği yerlerde aynı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre yapılacak duyuru ile,
b) 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesi uygulamasının daha önce ilan edilmediği yerlerde ise aynı Kanunun 8 inci maddesi hükümlerine göre yapılacak ilan ve duyurulara göre
çalışmalara başlanır.
Ön çalışma
MADDE 13 – (1) Bir köy veya beldede görev alan komisyon, köy veya belde bazında; arazi, hava fotoğrafları ve haritalar üzerinde uygulama öncesi ön bir çalışma yapar. Bu ön çalışmada köy veya beldede orman tahdit ve kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı araştırılır. 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendine konu olabilecek devlet ormanları belirlenir daha sonra uygulamaya geçilir.
(2) İstikşaf mahiyetindeki bu ön çalışma esnasında 1/25000 ölçekli topoğrafik haritalar kullanılır.
Orman bölge müdürlüğünden ve orman genel müdürlüğünden istenecek belgeler
MADDE 14 – (1) Komisyon; çalışmalara başlamadan önce çalışma yapacakları yerlere ait orman tahdit ve kadastro bilgi ve belgeleri ile mahkeme ilamı veya devam etmekte olan bir davaya konu olduğuna ilişkin bilgi ve belgeleri bir yazı ile uygulamanın yapıldığı yerin bağlı bulunduğu kadastro ve tapu sicil müdürlükleri ile işletme müdürlüğünden, işletme müdürlüğünde yeterli bilgi ve belge bulunamaması halinde bölge müdürlüğünden, bölge müdürlüğünde de yeterli bilgi ve belgenin bulunmaması halinde ise Genel Müdürlükten ister.
(2) İşletme müdürlüğü ve bölge müdürlüğü bu bilgi ve belgeleri en geç bir ay içerisinde komisyonlara teslim etmekle görevli ve sorumludurlar.
(3) Komisyonca istenen bilgi ve belgeleri vermeyenler veya eksik verenler hakkında genel hükümlere göre işlem yapılır.
(4) Bilgi ve belgelerin temininden sonra 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulamalarına geçilir.
Aplikasyon
MADDE 15 – (1) Daha önce tahdit ve kadastrosu yapılmış ormanlar hakkında düzenlenmiş olan orman tahdit veya kadastro haritaları tescile esas haritalar olarak uygulama öncesinde komisyonlarca düzeltildikten sonra pafta ve tapu kütüklerinde gerekli düzeltmeler yapılır. Aplikasyon işlemleri bu haritalara göre yapılır. Aplikasyon işlemlerinde Genel Müdürlükçe yürürlüğe konan teknik izahname esaslarına uyulur. Gerekli yerlerde uygulama alanına münhasır olmak üzere mevzii aplikasyon da yapılabilir.
(2) Görevli komisyonca, tahdit veya orman kadastrosunun daha önceden aplikasyonu yapılmış ise gerek tam gerekse mevzii aplikasyon halinde aplikasyon tutanağı düzenlenmez. Ancak, uygulama yapılan orman alanlarının tanımlanması amacı ile açıklama tutanağı altında tarif ve bilgilerden bahsedilir.

Tutanak defterleri
MADDE 16 – (1) Her köy veya belde için ayrı bir tutanak defteri kullanılır. Tutanak defterinin her sayfası komisyon başkanınca uygulama öncesinde mühürlenir ve sayfa adeti son sayfada gösterilerek tasdik olunur.
(2) Bir köy veya beldede birden fazla tutanak defteri kullanılırsa bu defterlere köy veya belde ismi yazılır ve sıra ile numara verilir.
(3) Bir köy ya da beldede dolmayan tutanak defteri müteakip köy veya belde uygulamasında kullanılmaz.
(4) Köy veya belde tutanak defterlerinde köy ve beldedeki 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulaması ilan edildikten sonra köy veya beldenin orman kadastrosu ve aynı Kanunun 2 nci maddesinin (B) bendinin uygulaması ile ilgili tutanak defterlerinin sırası gelmiş sayfasına görevli komisyon başkanlığınca aynen aktarılır ve imzalanır.
(5) Tutanak defterinin birinci sayfasına köy veya beldenin adı, defter numarası, uygulama yapılan köy veya beldenin ismi, Bakanlık olurunun tarihi, radyo haber bültenin tarihi, ile ilçede çıkan gazetelerin adı, tarihi, mutat vasıtalarla yapılan ilanları tevsik eden belgelerin cinsi, tarihi, numarası ve müteakip sayfalardan itibaren, işe başlama ve bu Yönetmelik uygulamasına ait tutanaklar yer alır. Bu tutanaklara müteselsil sıra numarası verilir.
Komisyon üyelerinin seçimi ve göreve çağırılması
MADDE 17 – (1) Komisyonun ziraat odası temsilci üyeliğine; çalışma yapılacak belde veya köyün bağlı bulunduğu ilçenin mahallî ziraat odasınca, ziraat odası olmayan ilçelerde yapılacak çalışmalarda il ziraat odasınca görevlendirilecek, bir asil ve bir yedek üye,
(2) Belde veya köy temsilci üyeliğine; beldelerde belediye encümenince, köylerde köy muhtarlığınca bir asil ve bir yedek temsilci üye, komisyon başkanlığının yazılı isteği üzerine tespit edilir.
(3) Tespit edilen üyelerin ad ve adresleri komisyon başkanlığına bildirilir.
(4) Komisyon başkanı bu üyelerin zamanında komisyon çalışmalarına katılmasını sağlar.
(5) Uygulama yapılan yer birden fazla köy ve belde sınırı içinde kaldığı takdirde çalışma, her köy ve beldeden o köy ve beldeye ait belde temsilci üyesi veya köy temsilci üyesi ile yürütülür.
Bilirkişilerin seçimi ve göreve çağırılması
MADDE 18 – (1) Komisyon başkanı, arazi çalışmalarına katılmak üzere beldelerde belediye encümeninden, köylerde köy ihtiyâr heyetinden; kısıtlı veya yüz kızartıcı suçlardan hükümlü bulunmayan, kırk yaşını bitirmiş olan ve mahallîn özelliklerini, taşınmaz malların eski ve yeni sahiplerini, zilyetlerini, taşınmaz malların bulunduğu yerlerin mahallî adlarını bilen bir asil bir yedek bilirkişi seçmelerini ister.
(2) Çalışmaların devamı sırasında ihtiyaç duyulduğunda komisyon başkanı resen yukarıdaki nitelikleri haiz bilirkişi görevlendirebilir.
(3) Komisyon başkanı, arazi çalışmalarına katılacak bilirkişileri yazılı olarak göreve çağırır.
(4) Belediye encümeni veya köy ihtiyâr heyetince seçilen bilirkişiler yazılı çağrıya rağmen belirlenen gün ve yerde çalışmalara katılmadıkları takdirde komisyon başkanı resen aynı niteliklere haiz bilirkişi görevlendirebilir.
(5) Komisyon bu durumu tutanakla tespit eder.
(6) Uygulama yapılan yer birden fazla köy ve belde sınırı içinde kaldığı takdirde çalışma, her köy ve beldeden o köy ve beldeye ait bilirkişi ile yürütülür.

Uygulamaların tutanakla tevsiki
MADDE 19 – (1) Komisyonlarca verilen kararlara göre orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınırları tutanakla tevsik olunur.
Tutanaklarda yer alacak hususlar
MADDE 20 – (1) Komisyonlar tarafından orman sınırları dışına çıkarılan yerler hakkındaki tutanaklarda;
a) Uygulama yerlerinin hangi il, ilçe, köy ve belde, mevkii, orman, işletme müdürlüğü ve işletme şefliği sınırları içinde kaldığını,
b) Uygulamaya katılan başkan ve üyelerin ad ve soyadlarını,
c) Uygulama alanındaki ormanların işletme şeklini, ihtiva ettikleri ağaç türlerini, kapalılığı ve yaş durumunu,
ç) Orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin orman içi köyler kalkının yerleştirilmesi maksadıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını,
d) Orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmediğini, aksine tarım alanına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğunu veya engel görülüyorsa bu hususları açıklayan gerekçelerini,
e) Kullanılan hava fotoğraflarının kolon, film, fotoğraf numaralarını, haritaların pafta adını, kullanılan ölçü aletinin cinsi ile bunları kullanan elemanların isimlerini,
f) Sınır numaralarının cinsini, yerlerini, sınır hattının gidiş yönü ve şeklini, sınırda bulunan taşınmaz malların sahiplerini, bu malların cinsini, mülkiyeti ile varsa diğer aynı haklarını, evvelce sınırlaması yapılmış ormanların yapılmakta olan bu işle ortak sınırları bulunması halinde bu tespitlere ve sınırlara aynen uyulduğunu
belirten detaylı bilgiler bulunur.
Askerî yasak bölgelerde yapılacak çalışmalar
MADDE 21 – (1) 18/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askerî Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında kalan yasak, stratejik bölgeler ve güvenlik bölgeleri ile harekât, savunma ve eğitim amaçlı kullanılan yerlerde orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulamasının yapılacağı, Bakanlıkça Millî Savunma Bakanlığına bildirilir. Millî Savunma Bakanlığı komisyona yardımcı olmak ve bilirkişilik yapmak üzere bu çalışmalar sırasında bir temsilci bulundurabilir.
Orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin tespiti
MADDE 22 – (1) Köy veya belde sınırları içerisinde birden fazla orman sınırları dışına çıkarılacak yer varsa, bunların tespitinde kuzeybatıdaki orman alanından başlanır.
(2) Orman sınırları dışına çıkarılacak yerin sınırlarının numaralanmasında, en kuzeybatıdaki sınır noktasına 3001 numaralı orman sınır noktası verilerek çalışmalara başlanır ve saat ibresi yönünde devam edilmek suretiyle müteselsilen numara verilir. Çalışmaya başlanılan köy veya belde de daha önceden yapılmış olan 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (B) bendi uygulamalarında 3001 nolu orman sınır noktası mevcut ise numaralandırmaya 4001 den başlanır.
Orman sınırları dışına çıkarılan parsellere numara verilmesi, ölçülmesi ve haritalarının düzenlenmesi
MADDE 23 – (1) 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulamalarına konu yerlere 2A/1, 2A/2 gibi müteselsil parsel sıra numarası verilir. Belde veya köyde bu Yönetmelik uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan parseller tekniğine uygun olarak ölçülür. BÖHHBÜY ve Genel Müdürlükçe yürürlüğe konan teknik izahname esasları dahilinde orijinal orman kadastro haritalarına tekniğine göre işlenir ve ozalit kopyalarında yeşil renge boyanarak kırmızı kuru kalemle taranır.
İşi bitirme, şekli ve hukuki inceleme ile sonuçlandırma tutanağı
MADDE 24 – (1) Bir köy veya beldede 6831 sayılı Orman Kanunun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulaması yapılmış ise; bu köy veya belde sınırları içerisindeki Devlet ormanlarında arazi, hava fotoğrafı ve harita üzerinde gerekli incelemenin yapıldığını ve yönetmelik uygulamasına giren başkaca bir sahanın bulunmadığını, uygulamaların bitirildiğini belirtir işi bitirme tutanağı düzenlenir.
(2) Harita ve tutanak örnekleri bir dosya halinde ilgili bölge müdürlüğüne şekli ve hukuki incelemelerin yapılması için gönderilir.
(3) Bölge müdürlüğü en geç otuz gün içerisinde gerekli incelemeleri yaparak varsa şekli ve hukuki noksanlıkların gerekçe ve belgelerini, yoksa şeklî ve hukukî noksanlık bulunmadığını bildiren bir yazıyı komisyona gönderir. Bu noksanlıkların düzeltilmesini komisyondan ister. Komisyon, belge ve gerekçeleri inceler ilgili yerlerde kararı değiştirecek bir husus varsa şekli ve hukuki noksanlıkların düzeltilmesi tutanağı altında evvelce almış olduğu kararı iptal eder, gerekli düzeltmeleri yaparak sonuçlandırma tutanağı tanzim ederek karara bağlar. Yapılan işlemi bölge müdürlüğüne bildirir.
6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulamalarının onay için valiliklere gönderilmesi
MADDE 25 – (1) Komisyonlarca sonuçlandırma tutanağı düzenlenmiş olan 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulama dosyası valilik onayına sunulmak üzere bütün ekleri ile birlikte bölge müdürlüğüne iki dosya halinde gönderilir.
(2) Bölge müdürlüğünce kontrol edilen orman kadastro dosyasının bir nüshası onaylanmak üzere ilgili valiliğe gönderilir. Valilik dosyayı onayladığını bir yazı ile bölge müdürlüğüne bildirir.
(3) Kadastro işlemleri valiliğin onayı ile yürürlüğe girer.
(4) Valilikten alınan onay evrakı uygulamayı yapan komisyon başkanlığına uygulama dosyasının ilan edilmesi için gönderilir.
(5) Orman kadastrosu, 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) ve (B) bendi uygulamalarının aynı anda yapılması halinde ise ilgili valilikten bütün işlemleri kapsayan bir onay alınır.
Tutanak suretleri ve haritaların ilanı
MADDE 26 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde hazırlanarak valilikçe onaylanan tutanak suretleri ve haritaların birer örneği komisyon başkanlığınca uygulama yapılan köy veya beldenin uygun yerlerine asılmak suretiyle ilan olunur.
(2) Askı ilanının yapıldığı tarih beldelerde belediye encümenlerinin köylerde ihtiyar heyetinin tasdik edecekleri belgelerle tevsik olunur. Bu belgeler komisyon dosyasında saklanır.
(3) Bu işlemler, ayrıca komisyonlarca Genel Müdürlük ile Maliye Bakanlığının mahalli birimlerine aynı gün yazılı olarak bildirilir. Bildirimin yapıldığına dair belge alınarak dosyasına konulur.
(4) Bu bildirim ve ilanlardan itibaren altı ay içinde taşınmazın bulunduğu yerin kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemeleri olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye Bakanlık aleyhine iptal davası açılabilir.
(5) Askı ilanında :
a) Belde ve köy çalışma alanı hudutları içindeki ormanların sınırlamasının, 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) ve (B) bendi uygulamalarının bitirildiği,
b) Çalışmaların ilgili valilikçe hangi tarihte onaylanarak yürürlüğe girdiği,
c) Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) ve (B) bentlerine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin itiraz edebilecekleri,
ç) Altı ay içinde itiraz davası açılmadığı takdirde komisyon kararlarının kesinleşeceği ve bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, ilk defa orman kadastro çalışmaları yapılan belde veya köylerde tapulu gayrimenkullerin orman sınırları içerisinde kalması halinde tapu sahiplerinin 10 yıllık süre içerisinde dava açabilecekleri,
d) Hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak sınırlamaya itiraz davalarında hasmın Orman Genel Müdürlüğü, orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında ise hasmın Çevre ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü, Çevre ve Orman Bakanlığınca açılacak davalarda ise hasmın uygulama sonucunda lehine hak doğmuş gerçek ve tüzel kişiler olduğu,
e) Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasmın, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile Çevre ve Orman Bakanlığı olduğu,
f) Bu ilanın ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu
açıkça belirtilir.
(6) Uygulamada; çalışma yapılan köy veya beldede daha önceden yapılmış olan orman tahdit veya orman kadastro çalışmaları ile orman sınırları dışına çıkarma işlemleri yapılmış, yalnızca 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulamalarının yapılması halinde daha önceden yapılmış olan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (B) bendi uygulamalarına yönelik kanuni itiraz haklarının dolmuş olmasından ötürü, bu maddenin beşinci fıkrasının (a), (c), (ç) ve (d) bentleri bu çalışmaya uygun olarak düzenlenerek askı ilanına alınır.
Uygulamanın bitirildiğinin ve ilanın Orman Genel Müdürlüğüne bildirilmesi ve dosyasının gönderilmesi
MADDE 27 – (1) Komisyon, bu Yönetmelik uygulaması ile ilan işleri bitirilen köy ve beldelerin isimlerini ve ilan tarihini ilandan sonra en geç 15 gün içinde ilgili bölge müdürlüğüne ve Genel Müdürlüğe bildirir.
(2) Komisyon, sınırlaması ve/veya 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulaması bitirilen belde ve köylerde ilân ettikleri dosyanın bir adedini Genel Müdürlüğe gönderir.
Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin tescili
MADDE 28 – (1) 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendi uygulaması ile Devlet ormanlarından orman sınırları dışına çıkarılan yerlere ait dosyasını teslim alan işletme müdürlüğü;
a) 6831 sayılı Orman Kanununun 11 inci maddesinde yazılı itiraz süresi dolmuş, itiraz edilmeden komisyonun kararı kesinleşmiş ise bu karara göre,
b) İtiraz edilmiş ise mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinden sonra 15/7/2004 tarihli ve 25523 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 70 inci maddesinde belirtilen düzeltmelerin yapılmasını sağlar.
(2) 6831 sayılı Orman Kanununun 11 inci maddesi kapsamında kaydında belirtme yapılarak Hazine adına tapuya tescil işlemlerinin yapılabilmesi için düzenlenmiş olan tescil veya ifraz işlemlerine yönelik dosya takip ve neticelendirilmek üzere uygulamanın yapıldığı işletme müdürlüğünce Bakanlık taşra birimine intikal ettirilir.
Yönetmelikte hüküm bulunmayan hususlar
MADDE 29 – (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hususlarda 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik 15/7/1997 tarihli ve 97/9637 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik ve 23/6/2005 tarihli ve 2005/9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmelik hükümleri uygulanır.


BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 30 – (1) 8/10/1984 tarihli ve 18539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci Maddesinin (A) Fıkrasına Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 31 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Orman Bakanı yürütür.

Ek 2: 1984 ve 2007 Tarihi Yönetmeliklerin Görece Olarak Önemli Maddelerinin Karşılaştırmalı Dökümü

8 Ekim 1984 Tarihli Yönetmelik

16 Mart 2007 Tarihli Yönetmelik

Madde

Yaptırımlar

Madde

Yaptırımlar

3/a

Devlet Ormanı sayılan yerlerden olmasına rağmen, ekonomik açıdan verimli bir istihsal ormanı niteliği taşımayan ve böylece orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen , aksine orman sınırları dışına çıkarıldığında orman bütünlüğünü bozmayan, su ve toprak rejimine zarar yermeyen ve ayrıca topografya iklim özellikleri itibariyle bazı kültürel ve teknik tedbirlerle tarım ürünleri yetiştirilmesi veya çok yönlü zirai işletme olarak kullanılması, ekonomik verim gücü bakımından , orman yetiştirilmesinden daha faydalı bulunan arazilerdir.

4/n

Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler: Devlet ormanı sayılan yerlerden olmasına rağmen, orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen, iklim ve coğrafi özellikleri itibariyle bazı kültürel ve teknik tedbirlerle tarım ürünleri yetiştirilmesi veya çok yönlü zirai işletme olarak kullanılması, ekonomik verim gücü bakımından, orman yetiştirilmesinden daha faydalı bulunan arazileri

3/c

Tarım arazisi : 
Üzerinde ekim , dikim, bakım ve yetiştirme suretiyle, orman hariç, doğrudan doğruya doğal faktörlerle her çeşit bitki veya hayvan üretimine elverişli olan veya ıslah suretiyle üretime elverişli hale getirilen araziye tarım arazisi denir.

3/ö

Tarım arazisi:
Toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, hâlihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazileri,

3/ç

Orman içi köy:

En az 30 hanenin birlikte veya dağınık şekilde yerleşmesi sonucu bir muhtarlık bünyesinde toplandığı yerleşim yeridir.

4

j) Ormana bitişik köy: Evlerin toplu bulunduğu yerleşim alanlarından itibaren aralıksız olarak devam eden arazi topluluğu bir, iki veya üç yönden ormanlara bitişik olan köyleri,
k) Orman içi köy: Evlerin toplu bulunduğu yerleşim alanlarından itibaren aralıksız olarak devam eden arazi topluluğu dört yönden ormanlarla çevrili olan köyleri,

4

Uygulama :
Bu yönetmelik orman kanunu hükümlerine göre orman tahdit ve kadastrosu yapılan yerlerde uygulanır.
Uygulamanın başlayabilmesi için orman kadastro işlemlerinin kesinleşmesi şart değildir.

9

Uygulama

  • Bu Yönetmelik hükümleri 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman tahdit ve kadastrosu yapılan yerlerde uygulanır. Orman tahdit ve kadastrosu yapılmamış ise öncelikle orman kadastrosunun yapılması sağlanır.
  • 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) bendinin uygulamaları akabinde aynı Kanunun 2 nci maddesinin (B) bendi uygulamaları yapılır.


8 Ekim 1984 Tarihli Yönetmelik

16 Mart 2007 Tarihli Yönetmelik

Madde

Yaptırımlar

Madde

Yaptırımlar

 

Konuyla ilgili bir düzenleme yok.

4

l) Orman kadastrosu: 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman kadastro komisyonlarınca yapılan müstakil orman kadastro çalışmaları ile 1987 yılından itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü maddesi kapsamında kadastro ekiplerince yapılan çalışmaları,

 

Konuyla ilgili bir düzenleme yok.

6

Müracaat ve ön inceleme
MADDE 6 – (1) Orman içi köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla yapılan müracaatlar talebin yapıldığı yerin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne yapılır.
(2) Bölge müdürlüğünce alınan talepler incelenerek rapor düzenlenir. Bu raporu düzenleyecek heyetin oluşumu ve düzenlenecek raporun şekline ilişkin hususlar Genel Müdürlükçe yönerge ile düzenlenir.

5

Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler:
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir zarar görmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tesbit edilen ve orman sınırları dışına çıkarıldığında orman bütünlüğünü bozmayan, su ve toprak rejimine zarar vermeyen Devlet Ormanlarına ait arazilerden , detaylı toprak etütleriyle arazi kullanma kabiliyet sınıflaması bakımından Akdeniz, Eğe, Marmara, Doğu ve Batı Karadeniz Bölgelerinde 1.11.11. ve 1V üncü  sınıf , diğer bölgelerde 1-11 ve 111 üncü sınıf araziler devlet eliyle ihya edilerek yerleştirilmesi ve Tarımsal üretim yapması maksadıyla orman sınırları dışına çıkarılabilir.

Ancak, orman sınırları dışına çıkarmada;
Çıkarılacak orman alanının, en az 30 hanenin topluca iskanına ve bu halkın geçimine yeterli tarım alanı tahsisine imkan verecek genişlikte olması şarttır.

7

Orman sınırları dışına çıkarılacak yerler
MADDE 7 – (1) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen araziler yerinde kalkındırılmaları mümkün görülmeyen veya su ve toprak rejimi bakımından bulundukları yerleşim yerlerinden kaldırılmaları zorunlu bulunan köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi ve Devlet eliyle ihya edilerek tarımsal üretim yapılması maksadıyla orman sınırları dışına çıkarılabilir.
(2) Ancak, orman sınırları dışına çıkarmada; çıkarılacak orman alanının, nakledilecek köyler halkının topluca iskanına ve bu halkın geçimine yeterli tarım alanı tahsisine imkan verecek genişlikte olması şarttır.



8 Ekim 1984 Tarihli Yönetmelik

16 Mart 2007 Tarihli Yönetmelik

Madde

Yaptırımlar

Madde

Yaptırımlar

6

Orman Sınırları Dışına Çıkarılmayacak Yerler:
Yanan orman sahalarında hiçbir suretle, muhafaza ormanı, milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, doğal sit alanı, turizm teşvik kanunun hükümlerine göre tesbit edilen “ Turizm alanlarında” orman kanunun hükümlerine göre verilmiş izin , muvafakat ve irtifak hakkı sahalarında, orman kanunu  hükümlerine göre orman rejimine alınan sahalarda ve ağaçlandırma sahalarında , bu niteliklerin devamı süresince, orman sınırları dışına çıkarma işlemi yapılamaz .

8

Orman sınırları dışına çıkarılmayacak yerler

(1) Yanan orman sahalarında hiçbir suretle, muhafaza ormanı, milli park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda ve 6831 sayılı Orman Kanununun 3 üncü maddesiyle orman rejimi içine alınan yerlerde bu niteliklerinin devamı süresince, orman sınırları dışına çıkarma işlemi yapılamaz

8

Görevlendirme :

Bu yönetmelik hükümlerin uygulayacak orman kadastro komisyonları orman genel müdürlüğünün teklifi, tarım orman ve köy işleri bakanlığının onayı ile görevlendirilir.

Bu komisyonlarda görevlendirilen Ziraatçı üyelerin toprak etütleri ve özellikle arazi kullanma yetenek sınıfları konusunda uzmanlaşmış Ziraat Yüksek Mühendislerinden seçilmesine özen gösterilir.

5

Görevlendirme
(1) Bu Yönetmelikte belirtilen görevleri yapacak komisyonlar Genel Müdürlüğün teklifi, Bakanlığın onayı ile görevlendirilir.

9

Çalışma Bütünlüğü:
Orman Kadastro Komisyonlarının çalışma alanı ilçedir. Bir ilçede başlatılan çalışmalar o ilçe dahilinde kalan bütün köy ve beldelerdeki devlet ormanlarını kapsayacak şekilde yapılır. Bir ilçede başlatılan çalışmalar bitirilmeden mecburi haller dışında diğer bir ilçeye geçilemez .

 

Çalışma bütünlüğü:
Komisyonların bu Yönetmelik ile ilgili çalışma alanı köy veya beldedir. Köy veya beldede başlatılan çalışmalar o köy veya belde dâhilinde kalan bütün Devlet ormanlarını kapsayacak şekilde yapılır. Bir belde veya köyde başlatılan çalışmalar bitirilmeden mecburi haller dışında diğer bir köy veya beldeye geçilemez.

16/e

Tutanaklarda Yer Alacak Hususlar:
Orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmediği, aksine tarım alanına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğunu belirten gerekçeleri,

20/d

Tutanaklarda yer alacak hususlar
Orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmediğini, aksine tarım alanına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğunu veya engel görülüyorsa bu hususları açıklayan gerekçelerini,

 

8 Ekim 1984 Tarihli Yönetmelik

16 Mart 2007 Tarihli Yönetmelik

Madde

Yaptırımlar

Madde

Yaptırımlar

22

Tutanak Suretleri ve Haritaları İlanı :
Bu yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde hazırlanarak Bakanlıkca onaylanan tutanak suretleri ve haritaları birer örneği Komisyon Başkanlığınca ilgili ilçe ile uygulama yapılan köy veya belden,in uygun yerlerine asılmak suretiyle ilan olunur.
...
Bu bildirim ve ilanlarda itibaren altmış gün içinde taşınmazın bulunduğu yer Adliye Mahkemesine Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı aleyhine iptal davası açılabilir.
Bu ilanda :
...
b) Uygulamaya itirazları olanların ve tutanak münderecatına razı olamayanların askı tarihinden itibaren 60 gün içinde taşınmazın bulunduğu yerin Adliye Mahkemesinde Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı  ile birlikte Orman Genel Müdürlüğü de hasım göstererek uygulamanın iptali davası açılabilecekleri,
c) Orman Genel Müdürlüğünce ise Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı aleyhine Yine taşınmazın bulunduğu yerin Adliye Mahkemesinde ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde uygulamanın iptali davası açılabileceği,

26

Tutanak suretleri ve haritaların ilanı
(1) Bu Yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde hazırlanarak valilikçe onaylanan tutanak suretleri ve haritaların birer örneği komisyon başkanlığınca uygulama yapılan köy veya beldenin uygun yerlerine asılmak suretiyle ilan olunur.
...
(4) Bu bildirim ve ilanlardan itibaren altı ay içinde taşınmazın bulunduğu yerin kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemeleri olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye Bakanlık aleyhine iptal davası açılabilir.
(5) Askı ilanında :
c) Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (A) ve (B) bentlerine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin itiraz edebilecekleri,



* Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Üyesi-ANKARA

* Bundan sonra, yalnızca "Yönetmelik" olarak anılacaktır.-YÇ